08 Temmuz 2009 Çarşamba

"pembe bisike"

Bisike=bisiklet

Uzun zamandır benden "pembe küçük bisike"(dört tekerlekli olanlardan) istiyordu.Evde bir tane üç tekerliklisi var,ama hala süremiyor onu.3 tekerlekliyi süremeyen 4 lüyü de süremez heralde diye pek kaale almıyordum bu isteğini...

Geçenlerde hep beraber eşime bisiklet almak için bisikletleriyle meşhur Haşim işcan geçidine gitmiştik.Tabii bizim kız durur mu!orada küçük pembe süslü bisikletleri görünce tekrardan tutturdu"bisike"diye:)orada bir kaç tur denettik,biraz sürmeye başlayınca,e babasına aldık, kızına da almak farz oldu diyerek aldık küçük bisikletimizi..


İyiki almışız,bir kaç denemeden sonra bu bisikleti kullanmayı öğrendi,şimdi biraz yavaş kullanıyor,ama zamanla iyi bir kullanıcı olacağından eminim,pek bir gayretli çünkü:)

Yavaş yavaş paylaşmayı da öğreniyor şükür.Bisikletini dışarıda binmek isteyen çocuklarla çok iyi paylaşıyor küçük hanım..Yalnız bir şartı var.Bisikletine binmek isteyen erkekleri"ama bu pembe yani kızlar için,erkekler pembeye binemez ki"diye uyarıyor:)

27 Haziran 2009 Cumartesi

"yicek beni":)

3 gündür annemlerde yazlıktaydık.Bugün evimize geldik.Erva oradayken çok mutlu oluyor..Dönerken yolda çok ağladı eve gitmek istemiyorum diye.Haklı olarak tabi;havuzlu bahçeli kocaman evi bırakıp,apartman dairesine gelmek istemedi çocuk haliyle:)Bir de kalabalıktan çok hoşlanıyor,yanlızlığı hiç sevmiyor küçük hanım...

Uzun zamandır havuza girmek için gün sayıyordu.Geçen hafta gittiğimizde serin havadan dolayı girememiştik,baya üzülmüştü.Bu hafta şükür hava güzeldi de girebildik.Gitmeden plaj havlusu,plaj terliği,simidini ve mayosunu hazır etti:))

(bu kavramları calliou çizgifilminden öğrenmiş küçük hanım, öyle diyor..geçenlerde çarşıda dolaşırken doralı plaj havlusu görünce sevincinden kahkahalara boğuldu:)"işte ben bu plaj havlusundan istiyordum anne!"deyince de şaşırdım:)ev terliklerini de plaj terliği yapmış:)

Heyecanla havuza girdi ama bütün hevesi kursağında kaldı.Hiç keyif alamadı korkusundan.Korkusu geçen seneki gibi havuzdan değil lakin,o korkusunu çoktan yenmiş bile.Bu sefer balık resminden korktu.Havuzun içinde büyük bir balık resmi var derinlik farkını belli ediyor.Onu gerçek bir balık sandı ve kendisini yiyeceğini düşündü.Ne kadar resim olduğuna ikna etmeye çalışsak da inanmadı bize:)

"geliyoooor!,yicek beniii şimdiiii!"diye diye ağladı durdu:p Çıkmaya da yanaşmadı,hatta sonunda çıkınca da ağladı! kaç saat beni bırakmadan,ellerimi sıkıca tutup öylece havuzda durduk:)

Çoğu hayvandan korkmayan, hayvanat bahçesinde ayılara,kaplanlara ellerini uzatıp sevmek isteyen küçük hanım balık resminden,sinekten ve bilimum haşerattan çok korkuyor!Sinek üzerine konunca çığlığı basıyor,evde uçuşmasından bile rahatsız oluyor:)İlginç bir kız vesselam!



14 Haziran 2009 Pazar

Korkak annenin korkusuz kızı!

07 Haziran 2009 Pazar

Bugün...

Güzel bir pazar günü tekrar Polonezköy'deydik.Her şey çok güzeldi şükürler olsun...

Bugün Erva'nın;
Tanımadığı insanlarla çok rahat iletişim kurup sohbet ederek ne kadar girişken olduğunu,
aç ve yorgun olduğu halde hiç yerinde oturmadan tüm gün koşup parkta oynayarak ne kadar enerjik olduğunu,
defalarca ata binmek isteyip,atla gezinirken yürümesini yavaş bulup hızla koşmasını isteyerek ne kadar cesur bir çocuk olduğunu bir kez daha anladım...Kendimle karşılaştırınca aramızda ne kadar farklılıklar olduğunu gördüm ve hayret ettim:)


03 Haziran 2009 Çarşamba

Kızlar,erkekler...

Erva bu aralar cinsiyet kavramını iyice kafasına taktı...
Henüz çok olmadı zaten kız-erkek farkını öğreneli.Örneklerle açıklamıştım,böylelikle hemen kavramıştı.Şimdilerde ise ayrımcılığa bile başladı.Ona göre kızlar sadece pembe,erkeklerde sadece mavi giyermiş.Kullandıkları eşyalar bu renk olurmuş.Bir türlü başka renk alternatiflerini kabul edemiyor:)
Mavi bir kovası var,rengi son zamanlarda gözüne batıyor:) neden maviymiş, mavileri erkekler kullanırmış,bu kova kuzeni Emre'nin olmalıymış vs..
Emrelerde gördüğü her pembe şeyi evine götürmek,bizdeki mavileri de onlara vermek istiyor...
Pembeye çokça kafayı taktı bu aralar...
Sırf renk de değil;kendi kafasında baya bi kadın erkek ayırımı yapmış bizim kız:)Erkekler böyle yapar,kızlar böyle...Erkekler bunu giyer,kızlar bunu...Pantalon da zor giydiriyorum artık,mantığı kabul edemiyor birtürlü;erkekler madem etek giyemiyorlar,kızlar da pantalon giymesinler ozaman diye bir düşünce geliştirmiş kafasında,sürekli etek giymek istiyor:)

.............
Pazar günü Edirne'ye gitmiştik günübirlik.En son ve ilk olarak Erva 1 yaşındayken ziyaret etmiştik tarih kokan bu şehri.Bu sefer 2 arkadaşımızla beraber gittik.Camileri çok seven Erva,baya keyif aldı bu geziden.Gün içinde 3-4 cami gezdik,tabi küçük hanım çok memnun oldu bu durumdan..Gönlünce koştu içlerinde,insanları taklit edip namaz kıldı,etrafı inceledi,resimler çekti :)

Annesine çiçek hediye etmeye bayılıyor:)


26 Mayıs 2009 Salı

"Neden?"

Bu aralar Erva'nın sürekli "neden?"sorularına cevap aramakla geçiyor zamanım...
Çocuklar küçük filozoflardır sözü doğruymuş.Filozoflar gibi çocuklar da bilgi ve öğrenme peşindeler,neden? nasıl? sorularına cevap bulmaya çalışıyorlar...
Erva büyüdükçe,düşünme kabiliyeti geliştikçe sorularının kalitesi de arttı,hatta fazla arttı ki artık cevap vermekte hayli zorlanır oldum:)
Bu aralar özellikle doğa olaylarının nedenini merak ediyor ve sürekli bunlar hakkında sorular soruyor..
-yağmurlar nasıl oluşur?
-neden güneş havada?
-güneş bizi nasıl ısıtıyor?
-neden gece oluyor?
-neden kar yağar?
-neden rüzgar eser?
-biz neden üşürüz?
Bu soruları geçiştirmek olmaz,ama bilimsel açıklamaları çocuğun anlayacağı dilden nasıl anlatırım diye kafa yoruyorum bu sorular karşısında.Kendimi sözlüye çıkmış öğrenci gibi hissediyorum:)
Tabiki bilgiye aç ve haklı olarak herşeyi merak ediyor,ama bazen o kadar çok soruyor ki kafam allak bullak oluyor!
-neden bu çiçek pembe renk?
-neden güneş sarı?
-neden uyuruz?
-neden kalkarız?
-neden yemek yeriz?neden acıkırız?neden susarız?
:)
Ardarda o kadar çok soru soruyor ki yeter ama,bu günlük sorun bu kadar olsun deyince de kabul etmiyor.Arabada ise daha çok merakı artıyor ne hikmetse!Özellikle araba kullanınca bazen resmen çığlık atasım geliyor "yeteeeer!" diye:(
-neden yeşil yandı?
-insanlar nereye gidiyorlar?
-arabalar peki?
-neden bu araba siyah renk?

0ff kızım ya yeter artık vallahi bunalıyorum...
-neden bunalıyorsun anne?
çok soru soruyorsun,araba kullanıyorum,dikkatim dağılıyor!
-ama anne,ben soru sormayı çok seviyorum!!!


Sorular bir değil, iki değil...verdiğim her cevap bir sonraki soruya zemin hazırlıyor ne kadar açıklayıcı olsamda...İllaki bir soru bulup devamında soruyor:)

Bazen gerçekten de merakından soruyor,ama bazen laf olsun yeter ki konuşayım diye soruyor,hatta bazen cevabını bildiği halde aynı soruları tekrar soruyor!!
Bu durum karşısında nasıl davranılır,çare bulamadım bir türlü..Tavsiyeleri bekliyorum:)Sürekli,sürekli cevap aramaktan yoruldum zira:)
Resimler Sapanca'dan...Geçen hafta gitmiştik,hoş ve sakin bir yer burası.Tavsiye edilir:)

Küçük hanım bir de bu aralar azimle ingilizce öğreniyor :) 10 a kadar saymayı ve bütün renkleri öğrendi.Artık sayarken hep ingilizce sayıyor,merdiven çıkarken başlıyor"one,two,three..."demeye...
Renkleri ise bana gösteriyor...
-anne bak bu blue
-bak bu da pink
-bu red yani kırmızı:)
bunları söylerken çok mutlu oluyor,başarmanın hazzına varıyor...

İnşaallah bu merakı,bu öğrenme azmi,şevki,heyecanı bütün hayatı boyunca hep devam eder,her alanda başarılı olur Allah'ın izniyle...

20 Mayıs 2009 Çarşamba

3.doğumgünü

Küçük hanımın günlerdir,hatta haftalardır,hatta aylardır beklediği doğumgünü kutlamasını nihayet 1 hafta rötarla da olsa yapabildik..
Annemler geçen hafta doğumgününde gelmeye müsait olamadıkları için dün yapabildik.Tabi Erva bekleye bekleye sabır taşına döndü:)Aslında doğduğu günde bizimle, yani anne ve babasından oluşan küçük çekirdek ailemizle minik bir pastayla kutlama yapmıştık,ama tabiki de bu kesmedi minik hanımı... Erva'nın ardı arkası kesilmeyen sorularına muhatap olmuştuk:)
-neden kimse gelmedi?
-neden pastam bu kadar küçük?
-neden dora pastam yok?
neden...,neden...,neden...:)

İlk etapta durumdan memnuniyetsiz gibi görünse de,hediyelerini alınca pek bir mutlu olmuştu:)
Dün ise asıl doğumgününü kutladık.Ailemizle,arkadaşlarıyla...
Ervam çok ama çok heyecanlıydı,zaten sabırsızlıkla gelmesini bekliyordu bu günü.Çok şükür herşey çok güzeldi.Meleğimin keyfine diyecek yoktu...


Uzun zamandır merakla ve heyecanla beklediği meşhur Dora pastası:)

Ervanın en sevdiği çizgi karakteri Dora.Nevresim takımı,havlusu,çantası,şemsiyesi vs. derken pastası da Dora oldu.Dora artık ailemizden biri gibi:)

Ve heyecanla pastasını üfledi arkadaşlarıyla beraber...


Bize bu günleri gösteren Rabbime şükürler olsun,daha nice yaşgünleri görmeyi,yaşamayı nasip etsin...